tümünü göster
anahtar kelimeyle ara:
Giriş Yap
Üye Ol
Şifremi Unuttum


mekanomi giriş

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN TASARIMLAR
11875

Bu yazıda Verner Panton’ın panton chair ından,  Philippe Starck’ın juicy salif inden veya Zaha Hadid’in fütüristik tasarımlarından bahsedeceğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu yazıda ortaya çıkışları ve tasarımlarıyla herkesin hayatında yer edinmiş, endüstrinin gelişmesini sağlamış ve günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan ürünlere yer vereceğiz. İşte bu tasarımlardan başlıca olanları.

 

ŞEMSİYE

            

Şemsiyenin ilk açılışı oldukça eski zamanlara dayanır. İlk olarak güneşten korunmak amacıyla Mezopotamya’da kullanılan şemsiyeler, MÖ 1200lü yıllarda Mısır’dan Roma ve Yunan kültürüne de yayılarak güneşten koruyuculuk görevine devam etmiştir. Yağmurdan korunma amacıyla ise ilk kez Çin’de kullanıldığına rastlanmaktadır. Bu özelliğiyle batı dünyasına gelmesi ise 16. yüzyılda Faslı zengin bir yazar tarafından Londra sokaklarında kullanılmasıyla başlar.

 

               

 

Şemsiye ilk çıkış zamanlarında papirüs ve çeşitli yapraklardan yapılırken, Çin’de sudan koruması için kağıt üzerine reçine kaplanarak yapılırdı. 19. yüzyıla kadar abanoz ağacı, balina kemiği ve yağlanmış çadır kumaşıyla yapılan şemsiyelerin ilk seri üretimine 1830 yılında başlanır. 1852 yılında Samuel Fox  adında bir üreticinin şemsiye yapımında çelik tel kullanması birçok farklı modelin tasarımına ışık tutmuştur.

 

           

Bizi kah güneşten kah yağmurdan koruyan bu fedakar kalkanların ne yazık ki en zayıf noktaları şiddetli bir rüzgarda ters dönerek görevlerini yerine getirememeleri. Hollanda’da yüksek lisans eğitimi gören bir tasarımcın şemsiyeye getirdiği yeni asimetrik yorum ise hem görsel olarak göz okşuyor hem de yapısından dolayı rüzgarda ters dönmesi oldukça güçleşiyor.

 

ÇAKMAK

 

                                                 

Şaşırtıcıdır ama çakmak kibritten önce çıkıyor tarih sahnesine. İlk zamanlarda çakmak sistemi barutlu silahları ateşlemek için silaha entegre olarak kullanılırdı. İleriki zamanlarda silahtan devşirilerek ateş kaynağı olarak kullanılan çakmak, 1820’lerde J.Wolfgang Döbereiner tarafından modern kolaylıklar listesine giren ilk tasarımdır. Boyutlarından ve çalışma prensibinden dolayı bazı tehlikeler içerdiğinden dolayı 19 yy. sonlarına doğru üretimi durmuştur.

1903’de Avusturyalı kimyacı Carl Von Welsbach ‘Auer Metali’ adı verilen bugün kullandığımız çakmaktaşını geliştirmesiyle çakmaklar yeni formlarına kavuşmuş olurlar. Bu çakmaklar 1. Dünya Savaşında askerlerin yerlerini belirmek için kullanmasıyla, seri üretim bandında yerlerini alarak endüstrinin de gelişmesini sağladılar.

 

                

 

Savaş sonrası çakmaklar artık günlük bir aksesuar hatta prestij kaynağı olarak kullanılıyordu. Bu prestij kaynaklarını yakmak ise o kadar kolay olmuyordu. İki elinize de ihtiyacınız vardı. G.G. Blaisdell bu çakmakların tasarımını geliştirerek Zippo markasını kurdu. Tek elle yakılmasının yanı sıra ömür boyu garanti, rüzgardan dolayı sönmeme gibi göz alıcı özellikleri de barındırıyordu.

2. Dünya Savaşında tüm çakmak üretim gücünü orduya ayıran Zippo, savaş sonrası likit bazlı hem cinsleri arasında ‘işinin ustası’ olarak tanınmasını hak etti.

 

FERMUAR

 

Bugün çantadan ayakkabıya, giysiden kırlentlere, farkında olmadan birçok yerde kullandığımız hatta açık kaldığında yüzümü kızartan fermuarların kullanışlı bir tasarım olduğunu inkar etmek çok zor. Fermuarın çıkış noktası ise günlük bir problemden, iri ve kapanması zor düğmelerden çıktığı bilinmektedir.

Tramvay ve otomobil sektöründeki gelişmeleri izleyen Whitcomp Judson isimli makine mühendisi ilk fermuar modelini 1891’de geliştirdi. Ancak Judson’ın modeli birçok tasarım hatası barındırdığından fazla tutunamadı.

 

                       

 

Ardından 1913’de İsveçli mühendis Gideon Sundback bugün bildiğimiz modern fermuar modelini geliştirerek patentini aldı.

Fermuarın artık tarihten silinmez bir tasarım ürünü olmasını ise 1917’de 1. Dünya Savaşında Amerikan donanmasının bir gecede verdiği binlerce siparişle kanıtlamış oldu. Donanmanın rüzgar geçirmeyen montları fermuarlarla büyük kullanım kolaylığı yakalamış oldu.

 

Senkronize şekilde bir dans gösterisi sunan bu küçük parçacıkların moda dünyasında yaygınlaşması ise 1934 yılında Galler prensinin pantolonlarında ve montlarında kullanılmasını istemesiyle başlar.

 

AMPUL

 

Net bir giriş yapalım ampulün mucidi Thomas Edison değildir. İlk ampulü İngiliz Humphry Davy 1802 de icat etmiştir. Fakat bu ampullerin kullanım ömrü oldukça kısaydı. Edison ampulün kullanım ömrünü daha iyi hale getirerek, 1880 yılında patentini almıştır. Edison’un geliştirdiği bu ampul 40 saate kadar aydınlatma sağlıyordu. Bugünün şartlarına göre komik bir rakam gibi görünse de o dönemde büyük bir gelişmeydi.

 

       

 

Ampulün icadı elektriğin kullanımı konusunda çok önemliydi. O döneme kadar sokakları, evleri ve iş yerlerini aydınlatmak için kullanılan mumlar ve gaz lambaları yerlerini alternatif akıma sahip ampullere bırakmıştı. Bu da insan hayatında büyük değişikliklere neden oldu. Başlıca elektrik mühendisliğindeki atılımlara hız kazandırdı ve çalışma saatleri uzadı. Bunlarda üretime yansıdı.

O dönemden günümüze kadar ampulün gelişim sürecinde floresanlar sokaklarda kullanılan sodyum lambaları, yüksek güçlü metal halide lambaları derken en büyük gelişme led teknolojisiyle sağlandı. İlk kez 20.yy ın başında duyulmasına rağmen gelişimi ve aktif kullanımı 20yy. sonlarına denk geliyor.

 

  

 

Kendisi küçük işlevi büyük karınca gibi bu ışık kaynakları, akkor ampullerdeki gibi enerjinin bir kısmını ışığa bir kısmını da ısıya çevirmiyor. Aldığı enerjini neredeyse tamamını ışığa dönüştürdüğü için enerjiden büyük tasarruf sağlanabiliyor. Bu ve bunun gibi avantajları sayesinde de artık araba farlarından televizyonlara, masa üstü lambalarından mimari aydınlatmalara kadar tasarımcılara büyük esneklikler sağlıyor.

 

BARKOD

 

1940’ların sonlarında bir market zincirinin sahibi Drexel Teknoloji Enstitüsüne giderek kasada tüm ürünlerin bilgisini otomatik olarak kaydedecek bir sistem geliştirilmesini istedi. Enstitü bu konuyla çok fazla ilgilenmese de burada yüksek lisans öğrenimin gören Bernard Silver’ın oldukça ilgisini çekti ve arkadaşı Norman Woodland ile bu konu üzerinde çalışmaya başladılar.

İlk düşündükleri sistem, kızılötesi ışığın altında parlayacak, floresan mürekkeple oluşturulmuş desenlerin okunmasıydı. Ancak bu sistem kullanışsız ve maliyetli olacağından dolayı rafa kaldırıldı.

              

 

İlerleyen süreçte, Woodland mors alfabesinin görsel versiyonu olarak tanımlanabilecek, inceli kalınlı çizgilerin olduğu bir etiket tasarladı. Bugün gözümüze aşina olan bu etiket sayesinde kasadaki okuyucu görsel mors kodlarını okuyarak ürünün bilgilerini görebilecekti. Sistemin kullanıma hazırlanmasından sonra yapılan ilk satış, 1974 yıllında süpermarketten alınan bir paket sakız gerçekleşti.

 

    

 

İlerleyen zaman içinde barkodların kapladığı alana daha fazla bilgi sığdırma gereksinimi çizgiler yerine kare hücreleri içeren matriks kodlarının gelişmesini sağladı. Bu sayede ingilizce adı quick response (çabuk tepki) olan QR kodları 1994 yılında ortaya çıkmış oldu. 1999 yılında Japonya Endüstri Standartları listesinde yer aldı. 2008 yılıyla birlikte gelişen mobil teknolojisinin de yardımıyla hızla yaygılaşan yeni bilgi kodlama etiketimiz oldu.

 

ÇAY POŞETİ

 

Yeni ürünleri birçoğu günlük hayattaki bir problemden, savaş sanayinden ya da şans eseri ortaya çıksa da çay poşeti tamamen yanlış anlaşılmadan ortaya çıkmıştır.

Kahve üreticisi olan Thomas Sullvian çay işine de girmek istemesiyle süreç başlamış olur. Sullvian çayını tanıtmak için muhtemel alıcılara numuneler gönderme kararı verir. İşi baştan sıkı tutmak için çayı büyük ve bol torbalara koymak yerine, küçük ipek keseciklere koyarak gönderir.

 

              

 

Ellerine geçen numune çayları keseciklerden çıkarıp demlemeleri gerekirken keseden çıkarmadan kullanan alıcılar yeni bir yönteme imza atmış olurlar. Sullvian istemeden de olsa ilk tasarımını yaptığı poşet çaylar Amerika’da alışkanlık haline dönüşür.

 

                        

 

İngiltere ise bu ürüne kuşkuyla yaklaşmasından dolayı, çay poşetleri ancak 50 yıl sonra kendine yer edinir.

Bugün Amerika’da içilen çayların yaklaşık % 96 sı poşet çay olduğunu göz önünde bulundurursak en karlı yanlış anlaşılmalardan biri oldu hiç su götürmez.

 

WALKMAN

 

Adı markalaşmış bir ürün. Walkman. Dahası o bir öncü. Bugün ağzımızdan düşmeyen giyilebilir teknolojilerin, taşınabilir cihazların, teknoloji harikası gibi gösterilen Ipod un, kısacası birçok mobil cihazın günümüzde var olmasına kapı açan bir ürün. Bu ürünün tasarım süreci ise yine günlük yaşamda karşılaşılan bir problemle başlıyor. Sony’nin CEOsu Aiko Morita’nın en büyük zevklerinden biri opera dinlemekti. Ancak iş seyahatlerinin fazla olması nedeniyle bu zevkten mahrum kalıyordu. Bunun üzerine uçakta da müzik dinleyebilmek için bir cihazın oluşturulması için kendi firmasına görev verdi. Tarihler 1979’u gösterdiğinde ilk taşınabilir müzik aleti Walkman piyasaya sunuldu.

            

 

Mavi ve gümüş renkteki bu müzik aletini görenler daha önce hiç buna benzer bir şey görmemişlerdi. Bu da ona karşı ilginin neden bu kadar fazla olduğunu kanıtlıyor. Walkman, artık istediğimiz müziği istediğimiz zaman istediğimiz yerde dinleyebilme özgürlüğü tanımıştı bize. Aklına transistörlü radyolar gelenler olabilir belki..O radyoları pikniğe, bahçeye götürebiliyorduk. Ancak taşınabilirlik açısından hiç de yardım sever değillerdi. Ayrıca radyo istasyonu ne çalarsa onu dinlemek zorunda kalıyordu insanlar. Walkman ise ister belde ister avuç içinde hep bizimleydi. Bunun yanında Walkman dünyadaki ilk hafif ve küçük kulaklıkları da beraberinde getirdi.

 

Zaman içinde gelişerek farklılaşan tasarımlarda, walkman isimi artık sadece kaset çalan ürünlere değil gelen dijital çağ ile birlikte portatif cd çalarlara ve ardından mp3 çalarlara da kondu.

                 

Şarkılar mp3 formatına geçmesiyle birlikte 2002 yılında Apple Ipod isimli mp3 çalarını ve Itunes dijital müzik mağazasını tanıttı. Apple yeni bir şey icat etmemişti. Hatta ürünü piyasada var olan ürünle neredeyse aynı özelliklere sahipti.

 

Farkı ise minimalist sade tasarımıydı. Bu ürün o kadar büyük bir satış adedi yakaladı ki bugüne kadar bilgisayarlarla tanınan Apple Computer Inc. ismini değiştirtmek zorunda bıraktı. Bu süreç içerisindeki Sony’nin geliştirdiği walkman adı altındaki mp3 çalarlar ise boynuzun kulağı geçtiğini söyler durumdaydı.

 

BİLGİSAYAR

 

Bilgisayarın yaklaşık 30 – 40 yıllık bir geçmişi olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak bilgisayarların ortaya çıkıp, kişisel bilgisayar olarak hayatlarımıza girmesindeki süreç daha eskilere dayanıyor.

 

İlk bilgisayarların doğru ve hızlı hesaplayabilme gereksiniminden ortaya çıktığını görüyoruz. Bu doğrultuda bazı görüşlere göre ilk bilgisayar abaküs olup o bilgisayarın daha gelişmiş versiyonu hesap makinesi olarak görülse de bilgisayar deyince aklımızda canlanan ilk tam elektronik sayısal bilgisayar 1946 yılında yapıldı.

  

 

ENIAC isimli bu bilgisayar 2. Dünya Savaşındayken atılan füzelerin menzilini hesaplama amacıyla Amerikan ordusuna yapıldı ve yaklaşık 167 m² yer kaplıyordu.

Savaşın sona ermesinden sonra yapılan çalışmalarla bilgisayarlar hızla gelişiyor, küçülüyor ve insan hayatında yavaş yavaş kimlik kazanmaya başlıyordu.

Derken insanoğlu 1970 lerde kişisel bilgisayar (PC) kavramıyla tanıştı. Artık isteyen herkesin bir bilgisayarı olabilecekti.

  

 

İlk kişisel bilgisayarların tasarımında ne bir ekran ne de bir fare vardı. Anakart donanımının televizyona bağlanmasıyla çalışıyordu. Zamanla ekran ve klavye bilgisayar tasarımında standart hale geldi. Apple firması bunlara ek bir donanım olarak fareyi de ekledi.

       

IBM Firmasına ait bilgisayarlar tasarımları

 

     

Apple Firmasına ait bilgisayarlar tasarımları

 

IBM gibi bilgisayar üreticileri fonksiyona önem vererek iyi bilgisayar yapmak

isterken, Apple iyi bilgisayarın yanında estetik bir ürün olması içinde çaba harcıyordu. Zaman içerisinde de bu hep bu şekilde, farklı form arayışları içinde geçti. Bugün bu bakış açısı ve pireyi deve gösteren pazarlama tekniğiyle dünyanın en değerli şirketleri içinde olması hiç şaşırtıcı olmasa gerek.

Modern hayatta bilgisayar artık bir evin olmazsa olmazı. Hatta onu kullanmazsak yaşadığımız çağı yakalamak hayli zorlaşıyor. Üreticilere teşekkür etmek gerekir ki, onları ne dizimizden ne de cebimizden eksik etmiyorlar.(!)

 

CEP TELEFONU

 

Bugünün dünyasında yokluğu neredeyse kaosa neden olabilecek bir teknoloji süvarisi cep telefonları. 40 yıldan biraz fazla olan tarihinde ise donanımlarının gelişmesi sayesinde tasarımı en fazla değişen ürünlerden biri.

 

     

 

İlk kez 1973 yılında Motorola firması tarafından tarih sahnesindeki yerini aldı. Motorola’nın cep telefonuna tasarladığı ilk bedenin obez olması nedeniyle ilk bakışta bir tuğlayı çağrıştırıyordu. Daha sonraki denemelerinde biraz zayıflatmayı başarsa da, 1992 yılında Nokia tarafından cep telefonuna tasarlanan beden çok daha küçük ve zarif çizgiler taşıyordu.

 

Motorola MicroTac 9800                                  Nokia 1011                      IBM Simon

 

İlk tuşları olmayan dokunmatik cep telefonu atağı ise IBM den geldi. Siz Apple mı zannediyordunuz ? 1993 yılında IBM cep bilgisayarı özellikli telefonu Simon’ı görücüye çıkardı. Belki de bu cep telefonunun da inşaat malzemelerine olan benzerliği ömrünün fazla uzun olmamasına neden oldu.

 

 

      

 

İlerleyen zaman içerisinde ise cep telefonları teknik açıdan yavaş ama emin adımlarla ilerlerken, tasarım açısından artık sayılamayacak düzeyde çeşitliliğe hizmet ediyordu. Yapılan her küçük donanımsal gelişme, tasarımcılar açısından büyük değişiklikler yaratmasına ön ayak olabiliyordu. Görünür antenlerin yok olması, ekranların renklenmesi, fotoğraf çekebilmek, internete girebilmek derken; 2007 yılında Apple firması muhteşem bir pazarlama tekniğiyle ilk çoklu dokunmatik (multi-touch) cep telefonu Iphone’u tanıttı. Tuşların olmadığı minimalist çizgilere sahip bu cep telefonu artık hiçbir şeyin eski gibi olmayacağını tüm dünyaya tanıtmış oldu.

Barış Özten

 

Kaynaklar

http://www.ilkkimbuldu.com/semsiyeyi-kim-buldu/

https://tr.wikipedia.org/wiki/şemsiye

http://zippom.com/zippo-hikaye-ve-tarihi/

https://en.wikipedia.org/wiki/Lighter

http://ferfermuar.tripod.com/id13.html

http://www.ecefermuar.com.tr/tr/fermuar.html

http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/aydinlatmanin-tarihcesi-ampulden-lede/4382#ad-image-0

Lines of Communication - Craig K. Harmon, Helmers Publishing

http://www.barkod.web.tr/tag/barkod-tarihcesi

http://genelkulturmerkezi.blogspot.com.tr/2013/08/poset-cayn-tarihcesi.html

http://www.teknolojioku.com/haber/ilk-bilgisayarin-icadi-tarihi-ve-gunumuze-yansimalari-nasil-oldu-20660.html

https://en.wikipedia.org/wiki/Walkman

https://line.do/tr/walkman-serisinin-tarihcesi/4er/vertical

http://www.mobiletisim.com/dosyalar/cep-telefonunun-tarihcesi

Paylaş
  • Mekanomi iç mekan, dekorasyon ve mobilya tasarımı alanlarıyla ilgilenen kişileri, ürün ve profesyonellerle buluşturan bir iç mimarlık portalıdır. Ev d??emek, dekore etmek, tasarım yapmak isteyenler! Dekorasyon fikirleri ve püf noktaları... Aradığınız en g?üzel koltuk, kanepe, aydınlatma, halı, perde, kırlent, ayna... Binlerce mobilya, aksesuar ve tekstil Mekanomi'de!
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2014     Telif Hakları ve Kullanım Şartları